Mankurt Değil Türk Börüsüyüz!
Bu
hayatta hepimiz aynı resme bakar, farklı kareler görürüz. Aynı kitabı okur,
farklı anlamlar buluruz. Bu sebepledir ki o kara temmuzun on beşinden hepimiz
kendimizce dersler çıkardık. Herkesin bu konudaki sözlerine gerçekler ışığında
amenna.
Benim
o utanç gecesinden ve gurur sabahından çıkardığım tek ders şudur: Milletinin
bağımsızlığının aleyhinde; ilim, fen ve mantıktan uzak; körü körüne bir
bağnazlık içinde kendi iradesinin bağlarını kayıtsız şartsız bir kişiye,
zümreye ya da partiye asla ve asla teslim etmemesi gerektiğidir. Bu kişi bir
işçi, imam, öğretmen, doktor, avukat, hakim, asker, şoför de olsa kim olursa
olsun, hatta Mustafa Kemal Atatürk de olsa kişi asla iradesini başka ellere teslim
etmemelidir. Aslında bu noktanın en büyük dayanağı Atatürk’ün şu sözüdür: “Eğer
bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi tercih edin.” İçinde
bulunduğu yüzyıla ve ötesine damgasını vuran gerçek bir başkomutan ve fikir
adamından bahsediyoruz. Kaldı ki günden güne fikri, zikri ve sözü değişenlere
karşın onun hiçbir sözü boş çıkmamış, boşa çıkartılamamış, çürütülememiştir. O
dahi kendi fikirlerini hakikatin ışığında milletine yol göstermesini dilemiştir.
Herkesin
her şeyi bildiği bu devirde ve âlemde sözü çok uzatmamak gerek. Kişiler gidici,
Türk Milleti ise kalıcıdır. Kişilerin fikrini değil Türk Milletinin tam
bağımsızlık fikrini savunduğumuz gün tekrar dirilişi yaşayacağız. Dirilişi
bekleyenler bilmelidir ki dirilmek için ölmek gerekir. Öyle bir ölmek ki ilayı
kelimetullah için, vatanın batmaması için, milletin zillet kabul etmemesi için
can verip canlanmaktır. Muhakkak biz âdemoğulları öldükten sonra Hz.İsrafil
Sûr’a son kez üflediğinde dirileceğiz. Yaşarken bir insan dirilemez ancak bir
millet dirilebilir, dirilişi yaşayabilir. O kara gecede şehid olan
vatandaşlarımız ise ne bu dirilişi başlatanlar ne de sonlandıranlardır. Çünkü
bir milletin yeniden ayaklanışı, uyanışı, dirilişi yıllar hatta yüzyıllar
alabilir. Onlar yüzyıllar önce Malazgirt’te, Kösedağ’da, Ankara’da,
İstanbul’da, Mohaç’ta, Viyana’da; yıllar önce de Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da milletinin bağımsızlık aşkıyla
kendini feda edip şüheda olanların son temsilcileridir. Allah hepsine
rahmetiyle muamele eder inşallah.
Tek
tipleşmeden, kimsenin mankurtu olmadan, Türk Milletinin börüsü olarak bir ölüp
bin dirileceğimiz nice günlere, gecelere varmak temennisiyle…
Fatih Koç, Temmuz 2017,İstanbul


Yorumlar