Ey Mehçul Balıkçı!
Ey meçhul balıkçı ! Bilirim eskiden parfüm kokan marinalarınız yoktu sizin. Ama deniz kokan, fırtınalar görmüş ve onlara göğüs germiş, vefalı, ufak balıkçı barınaklarınız vardı sizin. Kuzey Avrupa’dan dondurulmuş ithal balıkları pişiren restoranlarınız ve deniz kenarı yeni moda steakhouse’larınız yoktu. Olta balığı pişiren mütevazı balıkçı lokantalarınız vardı sizin. Şimdi eskilerin kendi gitti, adı kaldı, anı kaldı. Sebep hep bizdik. Sahilleri öyle bir doldurmuşuz ki taşlarla, kıyıya vuran dalgaların sesine hasret kalmışız. Ve geçen zamana oranla aynı şekilde kalplerimizi de doldurmuşuz. Taş kalpli olmuşuz. Vicdanımızın sesini duyamaz olmuşuz. Şimdi yosun kokusunu deniz kokusu zanneden, sıra sıra paslı tersanelere bakıp deniz manzarası seyrettiğini sanan insanlarımız var bizim. Dubalara bağlayacağı bırak sandalı; şişme botu dahi olmadığı halde açılan marinalara sevinen yoksulluk sınırında insanlarımız var bizim. Bilirim keyfin ucuzu pahalısı olmaz çünkü keyif satılmaz, satın alınmaz. Sadece alınır. İmkana bakılmadan mümkünle keyif alınır. Bu yüzden milyonluk yatlara inat sür denize motorunu meçhul balıkçı. Keyfini de sürmeyi unutma sakın, bu koca deryanın.
Fatih Koç,Eylül 2017,İstanbul


Yorumlar