“Vatan için ölmek de
var, / Fakat borcun yaşamaktır.” diyor Tevfik Fikret. Evet, günü ve yeri
geldiğinde ölmek kuşkusuz haktır. Ancak unutulmamalıdır ki bir öğretmenin
görevi milletini çağdaş uygarlık seviyesine çıkarana kadar borcu insanca
yaşamak ve insanı yaşatmaktır. Bu insanlık davasında konuşan, açıklama yapan,
ses veren, hakkı tutup kaldıran her birey bence Hz. İbrahim’e su götüren bir
karınca gibidir. Hangi taraftan olduğu bellidir. Ama bir fil gibi gücü yettiği
halde tüm kutsallar için sesleri arşıalayı titretenlerin sesi, elleri ve
kendileri mevzu muallim olunca neden titremektedir? Yoksa yeryüzünün kandilleri
olan bir alimin ölümü, alemin ölümü gibi değil midir? İnsanlara insanlığı
öğreten bir insanın canı kutsal değil midir? Mesleklerin anası, peygamberlik
mesleği öğretmenliğin hiç mi bir kutsiyeti yoktur? Yanıtınız yok ve değil ise,
bir öğretmen olarak tek sözüm biz size hiçbir şey öğretememişiz. Haklısınız,
biz öğretememişiz, suç bizde. Bir milyon öğretmenden birlikte bir ses, tek ses
çıkmıyorsa milyondaki sıfırların başındaki
“1” eksik demektir. Ve o bir olmadıkça sıfırların hiçbir anlamı yoktur
çünkü o “1” karakterdir.
Fatih Koç,Aralık 2017,İstanbul
Yorumlar