Türk Milletinin Bir'ine ve Birliğine Davet


Bin yıldır millet olarak üzerine bastığımız bu topraklar Malazgirt’te, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da ve hala Afrin’de varlığını Türk varlığına armağan etmiş olan şehitlerimizindir. Mithat Cemal ne diyor:

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır

İşte bu topraklar, bedelini canıyla ödemiş olan şehitlerimizindir. Bu emanet hepimizin ve size düşen görev ise, bu emanete zarar vermeden huzur dolu bir şekilde çocuklarınıza teslim etmektir. Eğer bu yolda kendinize bir rehber ararsanız tarihteki Türk büyüklerinin sözleri ve öğütleri yeter de artar da. Örnek verecek olursak Bilge Kağan Orhun Abidelerinde diyor ki:

Ey Türk Milleti! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini -yani yurdunu-, senin töreni -yani kanunlarını- kim bozabilir?

Sorarım size gençler. Üstte gök ne zaman çöker, altta yer ne zaman delinir? İşte bunlar ancak tüm dünyada kıyamet koptuğunda olur. Kısaca binlerce yıl önce Bilge Kağan Orta Asya’dan bize şunu demiş: Kıyamet kopana kadar Türk milletinin vatanında hükmü, geleneği göreneği sürüp gidecektir, korkma! Aynı Mehmet Akif’in dediği gibi.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

Bu göklerde bir Anka kuşu gibi süzülen al bayrağımız, siz var olduğunuz sürece inmeyecektir, indirilemeyecektir, korkma. İşte bu bayrağı yere düşürmemek, onu, ilelebet, sonsuza kadar dalgalandırmak sizin görevinizdir. Ancak bu görev, düşmanı bizim gibi televizyonlarda görerek değil, düşmanı sizin gibi bilgisayar oyunlarında görerek değil, düşmanı cephede görüp gerçekten canını ortaya koyarak olur. Ancak bugün sizden istenen elinize silah alıp cepheye koşmanız değildir. Çünkü sizin diyetinizi Çanakkale’de onbeşliler ödedi. Vatan onlara minnettardır. Ama bugün onbeşlileri savaşlara feda etmeyeceğiz. Tevfik Fikret bir şiirinde gençlere şöyle sesleniyor:

Vatan için ölmek de var
Lakin senin borcun yaşamak

Evet, gençler sizin borcunuz yaşamak ve bu vatanı yaşatmaktır. Artık savaşların çoğu meydanlarda elde silah göğüs göğüse yapılmıyor. Artık savaşlar okullarda, kütüphanelerde, laboratuvarlarda ve araştırma merkezlerinde elde kalemle yazarak, önünde kitap okuyarak, öğrenerek, araştırarak insanlık adına faydalı buluşlara imza atarak oluyor.
Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor:

Uyuyan milletler ya ölürler ya da köle olarak uyanırlar.

Hepiniz benden daha iyi biliyorsunuz ki burada uyumaktan kasıt, akşam yatakta gözlerini kapatarak uyumak değildir. Geçmişini unutmaktır. Atalarının yaşadıkları zorlukları ve onların yaptıkları kahramanlıkları unutmaktır. Çevrendeki gerçekleri ve geleceğini görememektir.
Sevgili gençler, titreyin ve kendinize, özünüze dönün çünkü uyumak üzeresiniz. Faydasız televizyon dizileriyle, filmlerle, amaçsızca kullandığınız her bir sosyal medya hesabıyla, sizi geliştirmeyen birçok Youtube kanallarıyla, internet üzerinden oynanan oyunlarıyla dört bir koldan uyutulmak üzeresiniz. Düşmanın ilk hedefi sizsiniz gençler çünkü vatan sadece bir toprak parçası değil onun üzerinde yaşayan insanlardır. Yani vatan sizsiniz. Bu yüzden bilgisayar oyunlarında açtığınız sanal hesaplarla o kıymetli saatlerinizi boşa harcamayın. Sanal âlemdeki levelinizi -seviyenizi- değil canla kan etle kemik olan gerçek benliğinizi yükseltin. Çünkü hepiniz bir Türk Bayrağı gibisiniz. Tertemiz ve değerlisiniz.
Burada sözlerime son verirken, artık bu ölüm uykusundan uyanın gençler çünkü Türk milleti geçmişte hürdü, bugün de hür. Tarihte hürriyetine göz dikenlere gereken cevabı vermiş, haddini bildirmiştir.  Ve sayenizde gelecekte de bir bozkurt gibi esaret nedir bilmeyecek, sonsuza kadar özgür ve bağımsız kalacaktır.
Geçmişte birçok kez ölüm uykusuna dalmak üzereyken bu milletin içinden her zaman bir kişi çıktı. Şunu unutmayın ki bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter. O bir kişi Ötüken’de Bilge Kağan’dı, Söğüt’te Osman Gazi, Ankara’da Mustafa Kemal’di.  Sözün özü gençler; sizleri uyumaya değil uyanmaya; bir Kürşat olmaya değil onun 40 çerisi olmaya; bir Osman Gazi olmaya değil onun alperenleri olmaya; bir Fatih olmaya değil gemileri yürüten müjdelenmiş askeri olmaya; bir Mustafa Kemal olmaya değil, büyük Türk Milleti olmaya çağırıyorum. Biz, biz oldukça "o bir kişi" inanıyorum ki sizin içinizden -sineyimilletten- tekrar çıkacaktır.
Ey Türk Gençliği,
Korkma, titre ve kendine dön, çünkü muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Tüm şehitlerimizi saygı, hürmet ve minnetle anıyorum
Sevgi ve saygılarımla.

Fatih Koç,Mart 2018,İstanbul

Yorumlar

Popüler Yayınlar