Beden Bir, Ruh Bin Kez Doğar
İnsanoğlu
bu hayatta sadece bir kere bedenen doğar ama çeşitli vesilelerle birçok kez
ruhen yeniden doğuşlar yaşar. Bunların en başında; bebeklikten çocukluğa,
çocukluktan ergenliğe, ergenlikten gençliğe, gençlikten yetişkinliğe,
yetişkinlikten yaşlılığa geçişler geliyor ve manevi olarak yeniden
doğuşlarımızı en açık şekilde temsil ediyorlar. O yüzden değil midir geçmiş
günlerimizi andığımızda, eski fotoğraflara baktığımızda kendimize bir yabancı
gibi bakmamız? O yüzden değil midir hatıratlarımızı okuduğumuzda birinin
mahremlerini okur gibi bazen hayret edip bazen gülüşmemiz? İşte bu saydıklarım
muhakkak her insanın istisnasız yaşadığı örneklerdir. Oysa bunların yanında
kendimize özgü yeniden doğuşlarımız vardır: Verdiğimiz ve veremediğimiz
kararlar, yaptığımız ve yapmadığımız davranışlar, girdiğimiz ve çıktığımız
yollar. Tüm bunlar bir insanı yeni bir benliğe ve kimliğe kavuşturur. Çünkü
yaptıklarımız ve yapmadıklarımız bizi biz yapar. Hayatımızda en az iki seçenek
her zaman var. Birini seçerek tarafımızı belirleriz. Hatta insan doğduğunda
nefes alarak yaşamdan taraf olmuştur. Zulüm karşısında susarak zalimden,
yalancının yanında konuşarak yalandan taraf olmuştur. Kimse görmediğini
zannedip -ya da herkes görse de- çaldığında şeytandan, kimse görmese bile yoksula
ihtiyacını, mazluma adaleti verdiğinde Hakk’tan taraf olmuştur. İşte insanoğlu
manevi olarak her seçiminde ölüyor ve küllerinden yeniden doğuyor. Simurg, Anka,
Feniks, Hüma hangi kültürde adına her ne dersek diyelim bu efsane kuş, bence
insan ruhunu simgeliyor. Çünkü geçmişin gereksiz tüm anılarını yok ederek geri
kalanlarla -küllerle- yeniden diriliyoruz.
Kısacası
“gece sizi öldürür gibi uyutan ve … gündüzün sizi dirilten” diye başlayan En’am
60.ayeti ve “Ölüm uykunun kardeşidir.” Hadis-i şerifini hatırlatarak şunu demek
istiyorum: Biz insanoğlu her yeni doğan güneşle yeniden doğuyoruz. Bedenimizin
doğduğu gün ne yaptığımız, o günü kutlayarak o güne ne gibi bir kutsallık
atfettiğimiz önemli değil. Aslolan yeni doğan her gün kendimiz için, çevremiz için,
milletimiz için, Allah için ne yaptığımız. O yüzden ruhumuzun doğduğu günleri
kutlayalım. Dikkat edin, yaşadığınız gün kadar kutlanacak gün var. Ben
benimkilerin sayısını unuttum bile…

Yorumlar