Ana içeriğe atla
Vuslata Hasret Hür Kuşlarım

Beni ezgileriyle neşelendirecek, hür kuşlar bekliyorum. Geleceklerini bekleyen ancak umudu kırılmış bir insan olarak. Oysa gelmeyeceklerine o kadar eminim ki. Çünkü tüylerinin ve ötüşlerinin güzelliğiyle insanı büyüleyen tüm kuşlar; artık şiirlerde, gazellerde, şarkılarda kaldı. Efsunlu olanlarsa; hâlâ insan eli değmemiş diyarlarda dolaşmada. İnsan kulağının duymadığı âlemlerde şakımada, biliyorum. Onlar gelmeyecekler çünkü âdemoğlu sevdiklerine zulmetmekle meşhur. Bu yüzden kafeslendi, işte bu yüzden kanatlarına zincir vuruldu ya. Güzeller mahkûm, çirkinler özgür. Böyle mi olmalıydı? Güzelden korktuğumuz için mi mahkûm ettik onları altın kafeslere. Yoksa dışarıdaki tüm pisliklerden arındırmak için mi? Artık gökler martılara, kargalara, saksağanlara kalmış. Göz alabildiğine semada, gâh sürüyle gâh bir başına özgürce süzülüyorlar. Bize kaba gelen sesler sarmış gök kubbeyi. Karalar bağlamış ağıt yakan kargaları, ağarmış tüyleriyle büyüklük taslayan martıları, sağa sola saldıran alacalı saksağanları görmekten yoruldum. Biz güzelleri kafeslediğimiz günden beri çirkinlikleri görmekle, gördükçe de onlara benzemekle meşgulüz. Bu meşguliyet o kadar had safhaya ulaştı ki içinde bulunduğumuz toplum; artık kanatsız tüysüz kargalarla doldu taştı. Maalesef kanatsız kargaların haykırışları yankılanıyor evin dört bir duvarında. Dışarıda ise göklerden kopan çığlıkları meydanlara inmiş. Tüm bunlara kulak tıkasak da dışı aydınlık, içi karanlık resimleri doldurmuş her bir yanı. Ancak ben hâlâ inanıyorum, bir gün hasret kaldığımız tüm o kuşlar gelecek. İşte o gün, güzellikleri mahkûm etmeyi bıraktığımız ve güzelliklerle birlikte yaşamayı öğrendiğimiz gün olacak.
Fatih Koç,Mart 2019,Ağrı
Yorumlar